Kıymetli okuyucularımız, yeni bir yılın ilk günlerinde sizlerle buluştuğumuz için sevincimiz ve heyecanımız katlanmış durumda. Uzun zamandır aynı hisleri kendileri için taşımasak da biliyoruz ki bazı yüzler, bazı dönemler ve bazı ekran anları kolay kolay unutulmuyor. İşte bu dosyada, biraz hasret gidermek, biraz da hafızanın tozlu raflarını birlikte karıştırmak için bir araya geldik. 90’lı yıllar… Televizyonun başında beklenen diziler, dergi kapaklarından kesilip defter aralarına saklanan fotoğraflar ve “kalp çarpıntısı” kavramını çok daha masum bir yerden tanımlayan erkek yıldızlar. O yıllarda sinema ve televizyon yalnızca hikâye anlatmıyor; aynı zamanda bir “heartthrob” kültürü yaratıyordu. Şimdi gelin, 90’ların Türk film ve dizi dünyasında iz bırakan bu karizmatik isimlerini yeniden hatırlayalım ve zaman onları nereye götürdü, bugün ne yapıyorlar, birlikte bakalım.
Mehmet Aslantuğ
Mehmet Aslantuğ, 90’lar denince akla gelen o sakin, entelektüel ve mesafeli karizmanın en güçlü temsilcilerinden biriydi. Yakışıklılığı hiçbir zaman ön plana çıkarılmak istenmedi; bunun yerine bakışları, duruşu ve seçtiği rollerle kendiliğinden yerleşti. O yıllarda oynadığı projelerde “romantik erkek” kalıbını daha düşünceli, daha derinlikli bir yerde oturtup dönemin diğer popüler yüzlerinden ayrıldı. Dergi kapaklarında cool bir mesafe, ekranda ise güven veren bir ağırlık taşıyordu. Yıllar içinde popülerliğin hızlı döngüsüne kapılmak yerine, daha seçici bir kariyer çizgisine evrilip oyunculuğunu zamanla olgunlaştırdı. Bugün hâlâ ekran karşısına geçtiğinde, 90’lardan tanıdığımız o karizmanın evrilmiş ama kaybolmamış hâlini görmek mümkün. Aslantuğ, bir dönemin “crush”ı olmanın ötesinde, zamana direnen bir stil ve duruşun adı olarak hatırlanıyor.


Nejat İşler
Nejat İşler, 90’larda “heartthrob” denince akla gelen klasik yakışıklı tanımını bilinçli biçimde bozan isimlerin başında geliyordu. Jöleli saçlar, kusursuz gülüşler ya da romantik pozlar onun alanı değildi; çekiciliği daha çok bakışlarında, suskunluğunda ve o hafif umursamaz tavrındaydı. Ekranda göründüğü anda “iyi çocuk” hikâyeleri bir kenara bırakılır, sahneye daha karanlık, daha gerçek ve biraz da tehlikeli bir enerji girerdi. Tam da bu yüzden, onu sevenlerin ilgisi sessiz ama fazlasıyla tutkuluydu. Yıllar geçtikçe bu asi imaj törpülenmedi, aksine daha da derinleşti. Bugün hâlâ Nejat İşler denince akla gelen şey kusursuz bir görüntü değil; filtresiz bir duruş, dobra bir hayat ve zamana rağmen değişmeyen o karanlık çekim gücü. 90’ların en farklı “crush”larından biri olarak hâlâ konuşulmasının nedeni de tam olarak bu.


Cem Davran
Cem Davran, 90’ların kalabalık yıldız haritası içinde “güven veren çekicilik” denince akla gelen ilk isimlerden biriydi. Karizması sert ya da asi değildi; daha çok sıcak, ulaşılabilir ve samimi bir yerden kuruluyordu. Ekranda belirdiğinde izleyici rahatlar, hikâye yumuşar, o tanıdık enerji devreye girerdi. Dergi sayfalarında cool pozlardan çok, “iyi adam” imajını taşıyan fotoğraflarla yer aldı ve bu da onu dönemin romantik ama risksiz crush’larından biri hâline getirdi. Yıllar geçtikçe bu algı büyük kırılmalar yaşamadan devam etti; Cem Davran bugün hâlâ sahnede ya da ekranda göründüğünde, 90’lardan tanıdığımız o sıcak duruşu hatırlatan isimlerden biri olarak anılıyor.



Tamer Karadağlı
Tamer Karadağlı, 90’larda ekranın daha maskülen ve güçlü karizmasını temsil eden isimlerden biriydi. Fiziksel duruşu, tok sesi ve net tavırlarıyla romantik bir “crush”tan çok, güven veren ve sahneyi dolduran bir erkek figürü çiziyordu. O yıllarda yer aldığı projelerde bakışıyla alan kaplayan, sözü az ama etkisi yüksek karakterlerle öne çıktı; bu da onu dergi sayfalarında “sert ama çekici” başlığı altında konumlandırdı. Zamanla bu imaj evrilse de Karadağlı’nın 90’lardan kalan o güçlü ekran enerjisi hâlâ hatırlanıyor ve onu dönemin farklı ama unutulmayan heartthrob’ları arasına yerleştiriyor.

Emre Kınay
Emre Kınay, 90’larda daha şehirli, daha modern ve duygusal bir çekiciliğin temsilcisi olarak öne çıkıyordu. Karizması yüksek sesli değildi; bakışlarında hafif bir melankoli, duruşunda ise düşünceli bir sakinlik vardı. Bu da onu dönemin “cool ama ulaşılabilir” crush’larından biri hâline getirdi. Dergi sayfalarında asi pozlardan çok, entelektüel bir çekicilikle yer aldı; ekranda ise duyguyu abartmadan taşıyan karakterleriyle akılda kaldı. Yıllar içinde bu imaj keskin dönüşler yaşamadı; Emre Kınay bugün de 90’lardan tanıdığımız o rafine ve sakin karizmanın izlerini taşıyan isimlerden biri olarak hatırlanıyor.


Ozan Güven
Ozan Güven, 90’larda klasik yakışıklılık kalıplarının biraz dışına taşan, “farklı” olmanın çekiciliğini taşıyan isimlerden biriydi. Karizması kaslı pozlardan ya da romantik bakışlardan değil; zekâdan, sivri bir dilden ve sahnedeki rahatlığından geliyordu. Ekranda belirdiğinde izleyici onun ne yapacağını merak eder, hikâye hafifçe yön değiştirirdi. Dergi sayfalarında dönemin diğer heartthrob’larından ayrışan bu duruş, onu “herkesin değil ama bilenin sevdiği” bir crush hâline getirdi. Yıllar geçse de Ozan Güven, 90’ların o cesur, sınırları zorlayan ve dikkat çekmeyi başaran erkek enerjisinin en karakteristik temsilcilerinden biri olarak hatırlanıyor.



90’lar, yalnızca dizileriyle, filmleriyle ya da moda anlayışıyla değil; ekranda gördüğümüzde kalbimizi hızlandıran o erkek yüzleriyle de hafızamızda yer etti. Mehmet Aslantuğ’dan Nejat İşler’e, Cem Davran’dan Tamer Karadağlı’ya, Emre Kınay ve Ozan Güven’e uzanan bu liste; tek tip bir yakışıklılığın değil, dönemin farklı erkeklik hâllerinin bir yansımasıydı. Kimi sakinliğiyle, kimi asi duruşuyla, kimi de zekâsıyla iz bıraktı. Yıllar geçti, ekranlar değişti, “heartthrob” kavramı başka bir forma büründü ama bu isimlerin yarattığı etki hâlâ konuşuluyor. Biz de bu sayfalarda biraz hasret giderdik, biraz geçmişe göz kırptık. Yeni dosyalarda, yeni yüzlerde ve yine hafızayı kurcalayan konularda buluşmak üzere… Bizi okumaya devam edin; çünkü geçmiş her zaman anlatılmaya değer.